XIV. SALON, 26.07.2026 saat: 18:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 18:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Necmeddin Okyay, Cumhuriyet devrinde Türk okçularının ve okçu ailelerden gençlerin toplanarak kurulan ilk okçuluk kulübü Okspor´un kuruluşnda yer almıştır. Ok ve yay tamirinde de maharetliydi. Okspor´da yer alan okçuların çoğunun soyadları da Atatürk tarafından önerilmiştir (Okyay, Okatan vs...). Okspor´un kapanmasından sonra Necmeddin Okyay atıcılığa bireysel olarak devam etmiş, okçuluğa ilgi duyanları çalışmalarına dahil etmiştir. Türk spor okçuluğunun zirve dallarından menzil okçuluğunun tekniklerini 20. yüzyıldaki ender tanıklarından olan bu fotoğraflar Türk spor tarihi açısından da oldukça kıymetlidir.
Neyzen Niyazi Sayın Üsküdar doğumludur. 1947 yılında tanıştığı Mustafa Düzgünman ile hayatında yeni bir safha açılmıştır. Ondan ebru dersleri alarak bu sanatta da ilerlemiş, çok sayıda sergi açmış ve önemli talebeler yetiştirmiştir.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mustafa Düzgünman Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Alparslan Babaoğlu Ankara doğumludur. 1984´de Topkapı Sarayı Nakışhânesi´nde ebru sanatı ile tanıştı. 1985 yılında Mustafa Düzgünman´la tanışıp ondan ebru dersi almaya başladı. 1989 yılında icâzet aldı.
Neyzen Niyazi Sayın Üsküdar doğumludur. 1947 yılında tanıştığı Mustafa Düzgünman ile hayatında yeni bir safha açılmıştır. Ondan ebru dersleri alarak bu sanatta da ilerlemiş, çok sayıda sergi açmış ve önemli talebeler yetiştirmiştir.
Fuat Başar Erzurum´da doğdu. Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
Fuat Başar Erzurum doğumludur. Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
Fuat Başar Erzurum doğumludur. Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
Nuri Korman, Ortaköy’de doğdu. Hattatlar arasında “Beşiktaşlı” lakabıyla anılırdı. Beşiktaş’taki Mekteb-i Hamidî’ye sülüs ve nesih muallimi oldu. Tanınmış şahsiyetlerin çocuklarına da yazı dersleri verirdi. Daha sonra Medresetü’l-Hattâtîn’in sülüs ve nesih hocalığına tayin edildi. 1929’da her şeyi terkederek babasının köyüne yerleşti. Birkaç sene çiftçilikle meşgul oldu. Aldığı davet üzerine İstanbul’a dönüp Güzel Sanatlar Akademisi’nde aklâm-ı sitte dersleri vermeye başladı. Hicrî 1371, miladî 12 Eylül 1951 tarihinde vefât etti.
Okunuşu: "İstekle midir içdiğimiz bâdedir azîzim / Derd
âteşini zehr ile söndürmek içindir; Mey neş'eye de zevke de mahsûs değildir /
Erbâb-ı gamı belki tez öldürmek içindir."
Mâcid Ayral, Beylerbeyi’nde doğdu. Hamidiye Mektebi’nde Hoca Ali ve
Enderunlu Ahmed Râkım Efendilerden sülüs ve nesih ve meşk etti. Kendi kendine
Şefik Bey’in yazılarını taklit ederek de meşk ederdi. Medresetü’l-Hattâtîn’e
girip İsmail Hakkı Altunbezer’den celî sülüs, Hulusi Yazgan’dan talik
öğrendi. Cumhuriyet’in ilanıyla resmi görevlerinden ayrılıp Babıali’de bir
yazı evi açtı. 1928’e kadar orada çalıştı. 1953’te Topkapı Sarayı’nda ve
Güzel Sanatlar Akademisi’nde hüsnihat dersleri vermeye başladı. 1955 yılında
hüsnihat hocası olarak Bağdat Güzel Sanatlar Akademisi’ne davet edildi. 5 yıl
kadar orada hocalık yapıp 1959’da yurda döndü.
Mâcid Ayral, Beylerbeyi’nde doğdu. Hamidiye Mektebi’nde Hoca Ali ve Enderunlu Ahmed Râkım Efendilerden sülüs ve nesih ve meşketti. Kendi kendine Şefik Bey’in yazılarını taklit ederek de meşkederdi. Medresetü’l-Hattâtîn’e girip İsmail Hakkı Altunbezer’den celî sülüs, Hulusi Yazgan’dan talik öğrendi. Cumhuriyet’in ilanıyla resmî görevlerinden ayrılıp Babıali’de bir yazı evi açtı. 1928’e kadar orada çalıştı. 1953’te Topkapı Sarayı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde hüsnihat dersleri vermeye başladı. 1955 yılında hüsnihat hocası olarak Bağdat Güzel Sanatlar Akademisi’ne davet edildi. 5 yıl kadar orada hocalık yapıp 1959’da yurda döndü.
Kemal Batanay İstanbul’da doğdu. Karinâbâdî Hasan Hüsnü Efendi’den talik meşkine başladı. Yine talik hattında Hulusi Yazgan’dan icaze aldı. Sofu Mehmed Efendi’den sülüs ve nesih meşk etti. Hacı Ömer ve Hacı Kemal Efendilerden celî sülüs icazeti aldı.
Anlamı: "Size öfke ile öyle bir kavmin çocukları sığındıki Allah'ın onlara vereceği zararı hissetmezler" (Cahiliye dönemi şairlerinden Lâkit bin Yamer el-İyâdî'nin bir şiirden ifadelerdir)
Okunuşu: "Yâ Hazreti Mevlânâ kaddesallâhu sirrake´l-a´lâ".
Mehmed Suud Yavsi Ebüssuudoğlu Beşiktaş doğumludur. Meşhur Şevket Vahdetî Efendi´nin torunudur. Önce babası Rıza Safvet Bey´den, sonra Beşiktaşlı Nuri Korman ve Muhsinzâde Abdullah Efendi´den aklâm-ı sitte dersleri aldı. Divân-ı Hümâyun Mühimme Kalemine girdi ve orada Kâmil Akdik´ten divânî, Sâmî Efendi’den celî dîvânî meşketti ve Tuğrakeş İsmâil Hakkı Altunbezer’den tuğra çekmeyi öğrenerek Divan Dairesinden hattatlık şehadetnamesi aldı. Çeşitli kurumlarda katiplik yaptı ve Harf İnkılâbına kadar Bâbıâli´deki yazıhanesinde yazı işleriyle ilgilendi.
Okunuşu: "Hüvellâhu cellet azametühü".
Mehmed Suud Yavsi Ebüssuudoğlu Beşiktaş doğumludur. Meşhur Şevket Vahdetî Efendi´nin torunudur. Önce babası Rıza Safvet Bey´den, sonra Beşiktaşlı Nuri Korman ve Muhsinzâde Abdullah Efendi´den aklâm-ı sitte dersleri aldı. Divân-ı Hümâyun Mühimme Kalemine girdi ve orada Kâmil Akdik´ten divânî, Sâmî Efendi’den celî dîvânî meşketti ve Tuğrakeş İsmâil Hakkı Altunbezer’den tuğra çekmeyi öğrenerek Divan Dairesinden hattatlık şehadetnamesi aldı. Çeşitli kurumlarda katiplik yaptı ve Harf İnkılâbına kadar Bâbıâli´deki yazıhanesinde yazı işleriyle ilgilendi.
Toplamda 9 parçadan oluşan lotta; Lafzatullah, ism-i Nebi ve
Çehâr-ı Yâr isimleri celi sülüs zırnık ile yazılmış ve iğnelenmiştir. Baş
makam besmelesi ve hadis kısmı kurşun kalemle çizilmiştir. Etek kısmı nesih
yazı ile Aziz Efendi tarafından ketebeli bir şekilde yazılmıştır.
*Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
Aziz er-Rufâî terekesinden zırnık mürekkeple yazılmış ve iğnelenmiş 12 adet yazı. Muhtemelen zerendut levhalar için yazılmış kalıplardır.
Kalıplarda yazılı olan Hz. Ali ve soyundan gelen 12 imamın isimleri sırasıyla şu şekildedir:
"Hz. Ali
İmam Hasan,
İmam Hüseyin,
Zeynel Abidin,
Muhammed Bakır,
Cafer-i Sadık,
Musa Kâzım,
Ali Rıza,
Muhammed Takî,
Ali Nakî,
Hasan Askerî,
Muhammed Mehdî."
Toplam 24 parçadan oluşan lot; Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Şefik Efendi, Bakkal Arif Efendi gibi hattatların yazılarının iğnelenmiş
kalıpları, çizimleri ve silkelenmiş alt kalıplarından oluşmaktadır. Bazı
yazıların kenarlarında Aziz Efendi'nin rika yazı ile notları vardır.
İlgililerin lotu bizzat görüp incelemelerini tavsiye ediyoruz.
Hattat ve mimar olan Ali Toy, Kütahya Tavşanlı doğumludur. Ali Alparslan´dan talik, divanî ve rika meşk etti. 30´dan fazla sergi açmış, ayrıca yerli ve yabancı bir çok sergiye katılmıştır.
Hattat ve mimar olan Ali Toy, Kütahya Tavşanlı doğumludur. Ali Alparslan´dan talik, divanî ve rika meşk etmiştir. 30´dan fazla sergi açmış, ayrıca yerli ve yabancı bir çok sergiye katılmıştır.
Okunuşu: "Mâşaallah"
Hattat ve mimar olan Ali Toy, Kütahya Tavşanlı doğumludur. Ali Alparslan´dan talik, divanî ve rika meşk etmiştir. 30´dan fazla sergi açmış, ayrıca yerli ve yabancı bir çok sergiye katılmıştır.
Eski dönem tezhiplidir.
Abdülkâdir Geylânî hz.nin ünlü şiiri yazılıdır.
Okunuşu: "Lî hamsetün utfî bihâ harre´l-vebâi´l-hâtime:
El-Mustafa ve´l-Murtazâ, Ve´bnâhümâ ve´l-Fâtıma."
Türkçesi: "Benim, muhabbetleriyle vebâ ve cehennem âteşini söndürdüğüm beş kişi var:
el-Mustafâ, ve´l-Murtuzâ, iki oğulları (Hasan, Hüseyin) ile Fâtıma."
Mustafa İzzet Efendi önce babasından hat meşkedip icazet aldı. Sonra Yağlıkçızâde Mehmed Emin Bey ve Seyyid Osman Üveysî Efendi´den ders aldı. İlmiye mensubudur, Mekke kadılığı ve Kazaskerlik de yapmıştır. Babası Esad Yesârî´nin yolundan giderek Acem talikini bırakarak onun başlattığı kaideleri sistemleştirmiş, Türk talikinin temelini oluşturmuştur.
Yazı Halim Efendi´ye ait olmakla beraber ketebe sonradan yazılmıştır.
Hattatlar arasında meşhur olan ünlü bir Arapça tekerlemenin sülüsle yazılışı.
Okunuşu: "Ve zaccû zucceten kezacîcinâ, ve accû acîcen ve´l-eâdî teaccecû / Ve hacecnâ maa´l-haccâci haccen kehaccihim hacceten fetehaccecû".
Anlamı: "Onlar da bizim kargaşamız gibi kargaşa çıkardılar, onlar bağırıştı ve düşman da bağırdı / Hacılarla onların haccı gibi haccettik, onlar da haccetti."
*Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
Sülüs ve nesih hattıyla küçük boy hilye-i şerîfe.
Tokatlı Hasan Tahsin Efendi küçük yaşta İstanbul´a geldi. Medrese tahsili alırken reisü´l-hattatîn Muhsinzâde Abdullah Bey’den de sülüs ve nesih meşketti. İcazetini aldıktan sonra Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den de ders aldı. Sülüs ve nesihte zamanının önde gelen hattatları arasında kabul edilirdi.
Teslim taşı içinde "Meded yâ Alî", tuğra formundaki kısımda "Yâ Hazreti Hünkâr Hacı Bektaş Velî" yazılıdır. Abdülfettah Efendi´nin en meşhur yazılarından biridir.
Sakız doğumlu Abdülettah Efendi, Sadrazam Hüsrev Mehmed Paşa´nın himayesinde Bâb-ı Seraskerî´de çok iyi bir eğitim almış, burada aklâm-ı sitte icazeti almıştır. Hüsrev Paşa´nın divitdarlığından sonra çeşitli devlet kurumlarında çalışmış ve yurtdışı görevlerine de gitmiştir. Yazıları Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz tarafından çok beğenilirdi. Bursa Ulu Camii´nde, Osman Gazi türbesinde; İstanbul´da Bayezid ve Şehzade Camileri ile Beylerbeyi sarayında yazıları vardır.
Okunuşu: "Reva´l-hasan ani´l-hasan an ebi´l-hasan an ceddi´l-hasan; ´Kâle resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: Ahsenü´l-hüsni el-hulku´l-hasen."
Anlamı: "Hasan (Basrî), Ebu´l-Hasan´dan (Ali), o da Hasan´ın dedesinden (Hz. Muhammed) rivayet etti ki: Güzelliklerin en güzeli, güzel ahlaktır."
Okunuşu: "Ali bin Ebî Tâlib el-Gâlib ve kerremallâhu vecheh ve radıyallâhu teâlâ anh."
Yazının sol üst tarafında restorasyon kaynaklı bozulmalar vardır.
Ömer Faik Efendi İstanbul doğumludur. Sıbyan mektebinden sonra Topçubaşı Bâlâ Süleyman Ağa Mektebi’nin hocası Şumnulu Ömer Rüşdî Efendi’den sülüs ve nesih, Bahrî Efendi’den de talik meşketti. 1871´de ikisinden de icazet aldı. İcazet merasiminde bulunun Kazasker İzzet Efendi´nin tavsiyesiyle Şefik Bey´den ders almaya başladı. Sekiz sene ondan sülüs, nesih ve celî sülüs dersi gördü.