XIV. SALON, 26.07.2026 saat: 18:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 18:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Okunuşu: "Mâil-i cilve-i lâhût olub aklım gideli / Gelmez oldu dil-i mecnûnuma Leylî meyli."
Anlamı: "İlâhî cilveye meyledip aklım gideli / Gelmez oldu deli gönlüme Leylâ meyli."
Yazılarına ender rastlanan Abdullah Hâşim Bey Tâif doğumludur. Sadrazam Said Paşa´nın himayesindeyken sadarette kâtip olarak çalışmıştır.
Bâhir Özok´un oğlu Abdullah Besim´in doğum tarihine düşülen tarih kıtasıdır.
Okunuşu: "Pür hüner Üstâd-ı hat İbnü´l-Besim Bâhir Bey´e / Pâk tıynet verdi bir nevzâd Vehhâb-ı kerîm; Geldi bir târîh-i cevherdâr ile hâtif dedi / Müjdedir dilşâd-ı evvelin sez doğdu Abdullah Besim."
Aynı ismi taşıyan Bâhir Yesârî´nin torunu olan Özok, İstanbul Kandilli doğumludur. İnce ahşap işleri ve müzik âletleri yapım ustasıydı. Mehmed Besim Vefâî ve Kâmil Akdik´in talebesidir. Usta bir talik hattatı olan Bâhir Özok, Necmeddin Okyay gibi yay yapımı ve okçulukta da mâhirdi. Soyadı Gazi Paşa tarafından verilen okçular arasındadır (Okyay, Okçu, Özok, Okatan...)
Meâli: "Zira zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Elbette zorlukla beraber bir kolaylık vardır."
Seyit Ahmet Depeler 1999 yılında Tahir Güçlü´den rika dersleri alarak hüsnühatta başladı. Daha sonra aralarında Özçay kardeşler, Hüseyin Öksüz, Ali Toy gibi hattatların da olduğu birçok hocadan ders aldı. Hüsnühat sanatına devam ederken hocalarından istifade etmeye de devam etmektedir.
Meâli: Allah koruyanların en hayırlısıdır. Yusuf suresi 64. ayet.
İsmail Hakkı Altunbezer´in tezhip hocası olan Bahaeddin Ersîn, henüz rüşdiyede iken Bakkal Ârif Efendi´den sülüs, nesih ve reyhânî hatlarında icazet aldı. Karinabadî Hasan Hüsni Efendi´den talik, Sâmi Efendi´den de divânî meşketmiştir. Ömrünün sonuna kadar tezhip ve hüsnühatla iştigal etmiştir.
Sülüs kısımda Arap şair Ebu Said Asmaî´nin bir dizesi, alt kısımda da kelâm-ı kibârlar yazılıdır.
Devşirme olan Derviş Ali, Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa´nın hat hocalığını yapmıştır. Şey Hamdullah üslubuna yeni bir hareketlenme katarak tanınmıştır. Bu sebeple "Şeyh-i Sânî" (ikinci şeyh) lakabıyla anılmıştır.
İcâzeti veren: Ahmed Sürûrî.
İcâzeti alan: Ahmed Zihnî.
Metinde insanların en kötüsünün şerri ya da çirkin huyları sebebiyle insanların kaçtığı kişi olduğunu haber veren hadis-i şerif yazılıdır.
Mevlüd Beşir Rize doğumludur. Mehmet Memiş´ten rika öğrendi. Fuat Başar´dan sülüs, nesih ve talik dersleri aldı. 2011 yılında Fuat Başar ve Turan Sevgili´den icâzet aldı.
1900´ler civarında yazıldığı düşünülen Türkçe beyit.
Okunuşu: "Ağyâr elemin çekme gönül, nâfile gamdır / Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir."
Dönemine ait işlemeli ahşap çerçevesinde.
Ziyaeddin Gümüşhânevî Hazretlerinin bizzat yetiştirdiği Hasan Hilmi Efendi´nin talebesi Bursalı Hâfız Ahmed bin Hacı Hâfız Esad Bursevî´ye verdiği ilim icâzetnamesidir. Hilmi Efendi son kısma ıslak imzasını atıp mührünü basmıştır.
Hasan Hilmi Efendi Kastamonu Azdavay doğumludur (1824). Babasının okuma yazması yoktu ancak tasavvufî yönü derindi. Babası vefat edince İstanbul´a gelip Mahmudpaşa Medresesi´ne girer. Burada Ziyâeddin Gümüşhânevî ile tanışır. Yarım asrı aşan dostluk ve müridliği böyle başlar. Daha önce Gümüşhânevî´nin de onayıyla Abdülfettah Ukarî´ye bağlanmış, onun vefatından sonra Gümüşhânevî´ye intisap etmiştir. Şeyhinin hac ziyaretinden sonra 3 sene kadar Mısır´da kaldığı sürede Gümüşhânevî Dergâhıhda ona vekâlet eder. Şeyhi, vefatından sonra tüm vazifelerini ona bıraktığını vasiyet etmiştir. Hasan Hilmi Efendi, ömrünün son yıllarına kadar bu vazifelerini ifa etmiş, vefatından sonra Süleymaniye Camii haziresine defnedilmiştir.
Ana metnin sonunda Konya Mevlânâ Dergâhı postnişîni Abdülvâhid Çelebi´nin "Abdülvâhid ibni Hazreti Mevlânâ" yazılı mührüyle mühürlenmiş Farsça icâzet metni vardır. Zeyl kısmındaki ketebe kaydının altına icâzetnâmede adı geçen Sâlih Rızâ da mühür basmıştır.
Hattatın künyesi "Osman Hamdi Sillevî bin Ahmed Şükrü"dür.
*Kırık va hasarlı sayfaları vardır ve metnin başı eksiktir. Eseri inceleyerek pey vermeniz tavsiye olunur.
Abdüllatif bin Derviş´in vefâtı ile boşalan dörtte bir kıratlık ferâşet görevine Kastamonu mektûbî kalemi müsevvidi Himmetzâde Bey´in atanmasına dair baskı-yazma berat.
Seri halindeki 4 haritanın yapıştırılmasıyla oluşturulmuştur.
1. Dünya Savaşı sırasında Alman İmparatorluğunun stratejik harita kurumu tarafından hazırlanıp basılmıştır. Kartographische Abteilung, 1914-18 boyunca oldukça detaylı topografik ve stratejik haritaların önce saha çalışmasıyla hazırlanıp sonra basım ve dağıtımından sorumluydu. Bu harita da yollar, geçitler, yerleşim yerleri, yer şekilleri gibi bir askerî harekât için gereken her türlü detay düşünülerek hazırlanmıştır. Daha sonra muhtemelen bir Türk subayı tarafından bazı noktalara kırmızı kalemle Osmanlıca notlar eklenmiştir. Hicaz Demiryolu güzergâhındaki Filistin kıyıları ve Şam yöresinin detaylı bilgilerini veren harita 1915 yılında ve muhtemelen Berlin´de basılmıştır.
Kabe ve önemli mescidleri gösteren Arapça hac ve umre yapma belgesi. Alttaki beyaz satırda hac ve umre için tarih, kişi ve şahitler için boşluk bırakılmıştır. Belgeyi alan kişinin ihrama girerek haccın farz, vacib, sünnet ve hükümlerini yerine getirdiği, sonra umreye de katıldığı bilgisi hazır olarak yazılıdır. Belge tamamen Arapçadır. En üstte "Bedel ani´l-Gayr" yani "Başkası Yerine Hac" başlığı vardır. Buradan belgenin vekâleten hacca gelenler için olduğu anlaşılıyor. Başlığın altında mihraplara yazılan iki âyetten biri olan "(Namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir!" mealindeki Bakara 149. âyeti yazılıdır. Altta sırayla Mescid-i Nebevî, Cebelürrahmet, Meş´ar-i Haram, Mescid-i Hayf, Mescid-i Ten´im ve Mescid-i Aksa vardır. En altta ortada "Mekke´deki "Ticâriye Kitabevi´nden isteyiniz" yazılıdır.
*Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
Çerçevelerin arka yüzünde, Osmanlı döneminin meşhur kartpostal editörlerinden Max Fruchtermann´ın oğlu Pol (Paul) Fruhtermann´ın, Beyoğlu´nda bulunan çerçeve ve kırtasiye mağazasının damgası bulunmaktadır.
Makta, 12 ayrı parçanın bir ahşap zemine mercan, sedef gibi malzemelerle kakma usulüyle hazırlanmıştır. Baş ve ayak kısımlarında iki küçük mercan vardır. Baş kısmında açılmış bir gül ve iki yanında boydan boya yaprak deseni işlenmiştir.
Panoramada Sarayburnu (Topkapı Sarayı), Ayasofya ve Sultanahmet Camileri, Çırağan Sarayı ve diğer ikonik yapıların hayalî tasvirleriyle birlikte, Boğaziçi sırtlarında piknik yapan Osmanlı figürleri de görülmektedir.
Sağ üst köşedeki imzadan haritanın çiziminin Aralık 1927 tarihinde tamamlandığı, sol alttaki nottan ise indeksleme ve basım işlemlerinin Ocak 1928 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
Haritanın lejant kısmında "1324 senesi Kanunievvel´inin 4. gününe bir hatıra olarak ... tab´ ve temsil olunmuştur." ifadesi yer almaktadır. Söz edilen tarih miladi takvime göre 17 Aralık 1908 yani İkinci Meşrutiyet´in ilanıyla birlikte Meclis-i Mebusan´ın tekrar açıldığı güne tesadüf etmektedir.